Anasayfa » Gün Isıgı » Kul Nesimi
kulnesimi

Kul Nesimi

KUL NESİMİ

Kul Nesimi ve Seyyid Nesimi yıllarca özellikle Alevi toplumunda da belkide aynı inançlarda oldukları için ve Hurufilik inancına sahip olduklarından ayrıca, Enelhak inancını deyişlerinde her ikisinde gördüğümüzden aynı Nesimi olarak düşünüldü. Aşıklar ve Ozanlar şahlamalarında(yani deyişin sonunda kime ait olduğunun belirtmek) bazen farklı isim kullananlara rastlanır. Kul Nesimi isminin de Seyyid Nesimi’nin diğer bir şahlama olarak kullandığı yanılgısına düşüldü. Ama Rahmetli Yazar ve Halk Edebiyatı araştırmacısı Cahit Öztelli  her iki Ozanın da şiirlerini inceleyerek, fark edip ortaya çıkarmıştır. Kul Nesimi’nin ayrı bir kişi olduğunu belirtmiştir.

Kul Nesimi 17. yüzyılda yaşamış bir şairdir. Şiirlerinde Hurufilik, Caferilik ve Haydariliğe yani kısacası; Aleviliğe olan inançlarını anlatır. Şiirlerinde hem hece hem aruz ölçüsünü kullanmıştır. 4. Murat döneminde yaşadığından döneminde Kızılbaş alevilere olan baskılar tüm hızıyla sürmekte olduğundan bunu şiirlerinede yansıtmıştır. Celali ayaklanmaları bu dönemdedir. İran Şahları bu dönemde de Anadolu’daki alevilerinin kurtarıcısı olma ümidini taşımışlardır.

 

Kul Nesimi’nin şiirlerinden bulabildiklerimizi aşağıda yazıyoruz:

 

YÂR BENİMDİR KİME NE

 

Ben yitirdim, ben ararım yâr benimdir kime ne

Gah giderim öz bağıma gül dererim kime ne

 

Gah giderim medreseye ders okurum Hak için

Gah giderim meyhaneye dem çekerim kime ne

 

Sofular haram demişler bu aşkın şarabına

Saki doldur ben içerim günah benim kime ne

 

Ben melamet hırkasını kendim giydim eğnime

Ar-u namus şişesini taşa çaldım kime ne

 

Hocalar secde ederler mescidin mihrabına

Pir eşiği kıblegahım yüz sürerim kime ne

 

Gah çıkarım gökyüzüne hükmeder aleme

Gah inerim yeryüzüne yâr severim kime ne

 

Kelb rakip böyle diyormuş güzel sevmek pek günah

Ben severim sevdiğimi, günah benim kime ne

 

Nesimi’ye sordular ki, yârin ile hoş musun

Hoş olayım hoş olmayım o yâr benim kime ne

 

CANIM ERENLERE KURBAN

 

Canım erenlere kurban

Serim meydanda meydanda

İkrarıma canım feda

Canım meydanda meydanda

 

Yanarım yoktur dumanım

Gönlümde yoktur gümanım

Al malımı ver imanım

Varım meydanda meydanda

 

Kellem koltuğuma aldım

Kan ettim kapuna geldim

Ettiğime pişman oldum

Sırrım meydanda meydanda

 

Münkirlere hülle biçer

Kendi rakiplerden kaçar

Ben bülbülüm bir gül için

Zarım meydanda meydanda

 

Gerçek olan olur gani

Gani olan olur veli

Nesimi’yem yüzün beni

Derim meydanda meydanda

 

 

 

SORMA BE BİRADER MEZHEBİMİZİ

 

Sorma be birader mezhebimizi

Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır

Çağırma meclis-i riyaya bizi

Biz şerbet bilmeyiz dolumuz vardır

 

Biz müftü bilmeyiz fetva bilmeyiz

Kıl ü kal bilmeyiz ifta bilmeyiz

Hakikat bağında hata bilmeyiz

Şah-ı Merdan gibi ulumuz vardır

 

Bizlerden bekleme zühd ü ibadet

Tutmuşuz evvelden rah-ı selamet

Tevalla olmaktır bize alamet

Sanma ki sağımız solumuz vardır

 

Ey zahit surete tapma hakkı bul

Şah-ı velayete olmuşuz hep kul

Hakikat şehrinden geçer bize yol

Başka şey bilmeyiz Ali’miz vardır

 

Nesimi esrarı faş etme sakın

Ne bilsin ham ervah likasın hakkın

Hakk’ı bilmeyene Hak olmaz yakın

Bizim Hak katında elimiz vardır

 

 

 

UYKUDAN UYANMIŞ ŞAHİN BAKIŞLIM

 

Uykudan uyanmış şahin bakışlım

Dedim sarhoş musun söyledi yok yok

Ak ellerin elvan elvan kınalım

Dedim bayram mıdır söyledi yok yok

 

Dedim ne gülersin dedi nazımdır

Dedim kaşın mıdır dedi gözümdür

Dedim ay mı doğdu dedi yüzümdür

Dedim ver öpeyim söyledi yok yok

 

Dedim aydınlık var dedi aynımda

Dedim günahım çok dedi boynumda

Dedim mehtab nedir dedi koynumda

Dedim ki göreyim söyledi yok yok

 

Dedim vatanın mı dedi ilimdir

Dedim bülbül müdür dedi dilimdir

Dedim Nesimi Şah dedi kulumdur

Dedim satar mısın söyledi yok yok

 

 

GÜL

 

Bu gün ben pirime vardım

Pirin cemali güldür gül

Oturmuş taht makamına

Tahtı revanı güldür gül

 

Gülden terazi tutarlar

Gülü gül ile tartarlar

Gül alırlar gül satarlar

Çarşısı pazarı güldür gül

 

Toprağı güldür taşı gül

Kurusu güldür yaşı gül

Has bahçenin içindeki

Serv-i revanı güldür gül

 

Gülden değirmeni döner

Onun ile gül döverler

Akar arkı döner çarkı

Bendi pınarı güldür gül

 

Ağ gül ile kırmızı gül

Çift yetişmiş bir bahçede

Bakışırlar hare karşı

Harı gül ezharı güldür gül

 

Gel ha gel ey Kul Nesimi

Hakkın nefesi güldür gül

Şu öten garip bülbülün

Derd-ü figanı güldür gül

 

ERENLER ŞAHTAN GELİRLER

 

Erenler Şah’tan gelirler

Ali derler Pirimize

Onikiİmam kuluyuz

Münkür ermez sırrımıza

 

Pirimiz Kırklar,Yediler

Bu yolu onlar kodular

Bizede böyle dediler

Kan kanarsan sırrımıza

 

Muhip mürşidine uydu

Arif olan hisse duydu

Münafıklar nice kıydı

Tiğ çektiler Pirimize

 

Bildik aslımızdır Adem

Kısmetimiz verdi Hüdam

Halifeler bastı kadem

Taç vurdular serimize

 

Ateş yanar kazan çoşar

Dalga gelir boydan aşar

Şulesi âleme düşer

Bakın bizim nurumuza

 

Nesimi sözünü pişir

Özüne muhabbet düşür

Bezirganlar gevher taşır

Günden güne şarımıza.

 

GEL BENİ AĞLATMA ŞAH’IM

 

Gel beni ağlatma Şah’ım

Ben sana kullar olayım

Gel bana ceylan bakışlım

Ben sana kullar olayım

 

Bir gonca bülbülün idim

Geldim dalında ötmeğe

Şanına ağlatma düşmez

Ben sana kullar olayım

 

Açtım zülüfün telinden

Zülüfün ucu mâh gibi

Kesip de yabana atma

Ben sana kullar olayım

 

Nesimî can Nesimî

Derdime bir çare kıl

Ezelden seni severim

Ben sana kullar olayım.

 

VAHDET KAYNAGINDAN DOLU İÇENLER

Vahdet kaynağından dolu içenler
Kanmıştır badeye,şarap istemez
Hakikat sırrına candan erenler
Ermiştir mahbuba, mihrab istemez

Bu yolda can yoktur,canan isterler
Gönül kabesinde erkan isterler
Ademe secdeyi her an isterler
Başka bir ibadet,sevap istemez

Ariftir mushaftan dersler okuyan
Tevrat’ı, İncil’i ezber okuyan
Cemal-ı mushafı ezber okuyan
Almıştır fermanı Kur’an istemez

Nesimi’yem, aşkla zarı zar olan
Ezel ikrarında ber-karar olan
Kiramen katibe yarı yar olan
Düşmüştür defteri kitap istemez

 

 

ŞEM’E DÜŞEN PERVANELER

 

Şem’e düşen pervâneler
Gelsin bir hoşça yanalım
Aşka düşen divâneler
Gelsin bir hoşça yanalım

Yanmaktır bizim kârımız
Harcedelim hep varımız
Pervâneler yâranımız
Gelsin bir hoşça yanalım

Varım söylen şol bülbüle
Neden âşık olmuş güle
Ermek istersen ol Kül’e
Gelsin bir hoşça yanalım

Bülbül yuvan yıkıldı mı
Yavrun yere döküldü mü
Ölüm sana dokundu mu
Gelsin bir hoşça yanalım

Nesimî döğünsün taşlar
Akıtalım gözden yaşlar
Hak tariktir hey kardaşlar
Gelsin bir hoşça yanalım

 

Kaynak : http://www.kisaslilar.com/index-Dateien/Page384.htm

Hakkında harunkor

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>